miras kalan alışkanlıklar

yine aynı yerden gireceğim ama biz büyüdük. 
büyüdükçe de alışılmış bir çaresizliğin içine sürüklendik. 
ne kadar denersek deneyelim değişmeyen insanlar olduğunu, güç elinde olduğu sürece kötünün hüküm sürebileceğini, gerçekten kötü olanın değil de kanunun kabul ettiği kötülerin cezalandırıldığını gördük. 
gördükçe ve maruz kaldıkça sıradanlaşan bu düşünce, artık hiçbir şeyi sorgulamamamıza kadar sebep oldu. 
ya da sorgulasakta ''elimizde olan ne var ki?'' düşüncesine geldik.
gün geçti ve üniversite sınavı normalleşti, gün geçti ve kadın cinayetleri normalleşti, gün geçti ve Gazze'de yaşananlar normalleşti, gün geçti ve sokakta dilenen insanların sayısı normalleşti...

bu konuma geldiğimizde ''normalin'' de ne olduğu üzerine çok düşünmemiz lazım veyahut normal olanı değiştirmemiz lazım.
çünkü ben bizim kadar hevessiz bir nesil görmedim şimdiye kadar. 
emeklerimiz karşılığında bir şey alamayacağımız için mi , bizden önce yaşayanların sistemini değiştiremeyeceğimiz için mi bu kadar hevessiziz?

geçenlerde bir söz gördüm ve o kadar etkilendim ki ; bir memeli hayvanın ürememesi için ne kadar taciz ve şiddet gerekli biliyor musunuz ? çünkü üreme, bir hayvanın hayatta kalma içgüdülerinden birisi. 
hayvanlar grubunda yer alan insanlar yani bizlerin çoğunluğu bu dünyaya çocuk getirmeyi düşünmüyorlar. 
dünyanın tam olarak ne kadar daha kapasitesi kaldığından emin değilim ama şu an ölmek isteyen insanlar , dünya şu an olduğundan daha  distopik bir yer haline geldiğinde yaşamak için birbirleriyle savaşacaklar.
gerçi şu anda bile kalabalık bir şehrin ücra bir köşesinde yaşamak için öldüren birçok insan mevcut sadece ben uzak olduğum için farkında değildim, yazana kadar bu kadar acıtmamıştı bu düşünce. 

bazen kafamızda kendimize fısıldayan düşünceler , sesli söylendiğinde ya da yazıldığında çok daha büyük bir yer kaplamaya başlıyorlar. 
sanırım hislerimizi diğer insanlara anlatırken boğazımızın düğümlenmesinin nedenlerinden biri de bu ; belki de kafasında binlerce kez dolaşan o düşünce , bir kere sesli söylenince çok büyük bir ağıta dönüşüyor. 

tabii bazen tam tersi de olabiliyor mesela yapacağımız bir şeyi bir sürü insana söylediğimizde o yapacaklarımızın bir anlamı kalmıyor hatta çok fazla dillendirdiğimiz için yapmadığımız bile oluyor. belki sadece ben yaşıyor da olabilirim bu durumu emin değilim çünkü çoğu insan diğerleriyle paylaştığında düşüncelerinin daha da kesinleştiğini ve yapması gerektiklerini düşünüyorlar . ben ise söyledikçe yapma hevesimi kaçırıyorum bu konuda anormal olabilirim. 

yine başladığım yerden çok farklı bir yere geldim.
 sanırım yazımın bir planlaması olmamasından kaynaklı böyle yazıyorum ama yine de paylaşacağım. 
paylaşmadıkça yazmaktan da kaçıyorum ve artık kaçmak istemiyorum.

Yorumlar