ortaya karışık duygu boşaltımı

toplumun en küçük formu , en sıcak hissettiren grubu ama aynı zamanda en büyük acılarının da birlik olmuş hali. en azından bana öyle geliyor. bazen en ait hissettiğin bazen de yabancılıktan ve rol yapmaktan başka bir şeye dönüşmeyen; koparmanın en zor olduğu bağ. çok tanıdık ama aynı zamanda da çok yabancı ... korkutucu geliyor bu durum bana , ne yapacağımı bilemiyorum, ne denmeli bilmiyorum. 

ben iyi biri  değilim ama sanırım kinci biriyim , affettiğimi düşünsem de kendi içimde üzülmek ve boğulmaktan öteye gidemiyorum; ne kızabiliyorum ne de derdimi anlatabiliyorum. ihtiyaçlarımızı karşılamamız için var gibiyiz sanki , en hayati ihtiyaçlarını paylaşan ama en yüzeysel sohbetleri yapan bir grup aktör ve aktris. tabii ki tamamen sevgisizce anlatıyorum ama bu kadar da hissiz değil, aksi takdirde kendimi kandırmış olurum. sadece önemli değilim, bunu kabul etmek çok zor. 

kendi değerimi kendimin belirleyebildiği iç huzura ve komplekssizliğe ulaşabilmiş değilim. hala borçluluğun boğazımda düğümlendiği , sesimi çıkaramadan ağlamaya başlayan , kendi kendine kırılmayacağını tembihlese de kırılmaya devam eden , düşünceler içinde boğulan ve de düşünmemek için sonuna kadar dikkatini dağıtmaya çalışan  biriyim. her zaman böyle değilim tabii ki , kendimle baş başa kaldığımda toplumdaki birçok insan gibi çaresizliğe düşüyorum.

babam, küçük abim belki de hayatlarını dışarıdan izlesem kızmaz hatta ağlardım da ama çemberin içine girince kendi yanan taraflarını görmezden gelmek mümkün olmuyor. beni yetiştirirken yaptıkları fedakarlığı biliyorum , haklarını ödeyemem zaten annemin de babamın da . sadece böyle mi olmalıydık sorusu çok fazla geçiyor aklımdan son zamanlarda , kafamda hep bir ölüm senaryosu ya da rüyamda . bir şey desem kırılacak diye düşünüyorum , zaten anlamayacaklar beni, kırmaya gerek var mı ? ya bir şey olur da özür dileyemezsem? ya ben ölürsem  ve bu yazıları okuyunca hayal kırıklığına uğrarlarsa? ya kızlarının gerçek düşüncelerini görürlerse ve sırtlarından bıçaklanmış gibi hissederlerse? peki ya hiç görmezlerse beni hiç tanımadan ben gidersem? bir sürü yarım kalan ve cevaplanamayan soru ...

o kadar garip bir şey ki bu susmak bilmeyen düşünceler, ızdırap ve küçümseme hissettirmekten başka bir işe yaramıyor. sonsuza kadar saklı kalmalı ve gömülmeli sanki bu düşünceler, öyle savunmasız hissettiriyor , kendimi acındırıyormuşum gibi hissettiriyor. anlatamadığım için yazarak görülmeye ve düşüncelerimi dökmeye çalışıyorum, belki de fark edilmek istiyorum çok utanç verici. bir de durumları değiştiremeyeceğim için boşvermeye çalışıyorum çünkü gerçekten hastalanacağımdan korkuyorum, otoimmün hastalıklardan biri olacak diye çok korkuyorum , son zamanlarda o kadar çok uçuk çıkardım ki ... düşünmemeye çalışsam da vücuduma yansıyor. okulun stresi zaten başlı başına beni bitiriyor maddi manevi . 

bunları yazıyorum ama sanki yaram açık bırakılmış gibi hissediyorum , her yerden bir saldırı gelebilir gibi . kendimi iyileştirmeye çalıştıkça daha da büyüyor yara ve kendimden soğuyorum. sonra bir şey oluyor , ben her şeyi unutuyorum derslere odaklanıyorum. zaten sessizliğimin sebebi hayatım boyunca ders çalışmama bağlandı , anlaşılmamama asla bağlanılmadı. dersler her şeyin sebebi oldu ve tek değerim dersler oldu. belki başka yönlerimi de sevdiler ama fark etmediler ki ben zaten sevilmek için o kılıfa bürünmüştüm, ben değildim. ben büyüdüm , o kılıfta benimle birlikte büyüdü ve içinden çıkmak çok zor hale geldi; ara ara çıkmayı başarıyorum ama zaten çok da önemli olmuyor onlar için, kendim olamıyorum. biraz inciniyor sonra yine unutuyorum, öyle bir döngü işte.  

kendi kendime diyorum ki artık büyüdün, mantıklı düşünebilirsin , kendini suçlamana gerek yok , borçlu hissetmene de gerek yok ama durduramıyorum. kılıfının içinde saklanan o kız çocuğuna dönüyorum, çok yoruldum. benden daha kötü durumda bir sürü  insan var biliyorum bu yüzden de şımarık hissediyorum. şükretmem gerekirken sürekli üzülürken buluyorum kendimi. sonra bir anda inancımı da sorguluyorum , ne kadar kötü bir müslüman olduğum aklıma geliyor , kendimden daha da soğuyorum.  

sonra kendimi bu kadar düşünüyor olduğum gerçeği daha da utanç verici geliyor , at gözlüğünden bakıyormuşum gibi geliyor. bu dünyaya ne katıyorum ki ... neyse uzun zaman sonra bu kadar açık sözlü olduğum olmamıştı, iyi oldu sanırım. ileride daha da itiraf edebilen biri olurum umarım. 

https://youtu.be/4y0O7gAQEFU?si=jWcZIJ6mLG5cO2pU

https://youtu.be/MpAQJYh3ljI?si=9q-rdd3bTyucoXz2

Yorumlar

  1. dünyanın neresine gidersen git, nasıl bir insan olursan ol her zaman benim için önemlisin sen. dünya zor bir yer biliyorum, uçuk da çıkaracağız ürtiker de. dünya bizim canımızı çok yakıyor biliyorum, yakmaya da devam edecek. ama hep bir şeylere tutunacağız, tutunmak zorunda kalacağız belki de. ve ben hepsinde seninle olmaya tamamım. bazen anlamıyoruz belki birbirimizi, hislerini anlatmak da zor geliyor sana. ama kalbini hep hissedeceğim ve hep de seveceğim seni. önemsiz değilsin. değerin paha biçilemez. sadece değerinin bilinmediği yerlerdesin belki de. o yerlere de ulaşacaksın elbet. sadece sabır güzelim. az kaldı, çok çok az. başarılarını hep seninle kutlayacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var olduğun ve beni gördüğün için teşekkür ederim balım, ne kadar minnettar olsam az. En hassas olduğum yerimden beni tutup kaldırmayı başardığın için de teşekkür ederim .
      Hep aynı şeyleri yazıyor olsam da yine benden vazgeçmediğin için de teşekkür ederim .
      Emin ol sende paha biçilemezsin ne kadar anlatırsam anlatayım az kalır yanında . Tutunmaya devam ettiğimiz veya mecbur kaldığımız bu zamanlarda hep seninleyim , fiziken olamasam da ruhen ve dualarımla seninleyim. Geçecek biliyorum ve seninde dediğin gibi başarılara imza atacağız hep beraber … seni seviyorum

      Sil

Yorum Gönder