Yirmi bir yıl oldu tabii evet , yirmi iki olmaktan da korkar oldum biraz çünkü on sekizden sonrası olması gerekenden o kadar hızlı geçti ki yetişemedim. Büyüyememişim de üç ay geçmiş gibi sadece ama düşününce de o kadar acı olaylar oldu ki ; küçükken olsa acıdan yıllar geçse unutamayacağım şey, bir aya geçer oldu. Belki de bizi büyüten şey bu oldu; her şeye alışmak, özellikle de canımızın acımasına alışmak... Çünkü bizi en çok insan yapan şey acımamız, kanamamız; herkes mutlu olamıyor , herkes çok güzel şartlarla doğmuyor ama hepimiz büyük ya da küçük şeylere kırılıyoruz. Kırılmaya alıştıkça da büyüyoruz...
Her kırılışımızda içimizden bir parça daha kopuyor ve o açılan yarayı kapatmak her seferinde daha da zorlaşıyor , oyuk olarak kalıyor orası. Her kırılışımızdan sonra yeniden hayal etmek, güvenmek , güzel şeyler düşünmek o kadar zor geliyor ki o yüzden rutinlerimizden çıkamaz oluyoruz. Rutinler şükür sebebidir amma velakin acımaktan, tekrar toparlanamamaktan o kadar korkar olduk ki farkında olmadan yaşamayı unuttuk.
Zaman su gibi aktı, sel oldu ve yıllar geçti... Ben yaşamaktan zevk almayı unuttum . Hem acımaktan yoruldum hem de insanlar hakkında çok fazla şey öğrendim. Ölmek istediğimden değil (zamanla ondan da korkar oldum), eskiden olsa ölmenin en güzel son olacağını düşünürdüm. Aslında hala en güzel ve rahat şey ölüm ama gördüğüm , okuduğum şeyleri yaşamadan ölme korkusu hissetmeye başladım. Önceden kız çocuğunun tek istediği başarı, onay alma hissi, arkadaşlık ve de belki de aşktı (belki diyorum çünkü o zamanlar sevilebileceğini çok da düşünmüyordu, şu an biraz daha olumlu bu konuda ) .
Çok garip bir sancı çekiyorum ; büyüyenlere özenip ben niye böyle büyümedim diye düşünürken, bir tarafımda hala nasıl bu kadar büyüdün daha çocuksun sancısı çekiyor. Harçlık almayacak kadar büyüdüm ama kendi maaşını kazanacak kadar büyümedim. Ebeveynlerimden onay alma gerekliliğinden kurtuldum ama hala akşam dokuzu geçerse, nerede kaldın diye aranacak kadar büyüdüm belki de kız olduğum içindir. Kendime hala ben böyle bir kadınım, kadınım, diyebilecek kadar büyümedim; belki nasıl bir kadın olmak istediğimi bilmediğim için ya da bir kadın olarak kimse benden hoşlanmadığı için , bilmiyorum.
Öylesine bir araftayım, tam olarak kimse büyümüyor sanırım, diyerek kendimi teselli edeceğim. Çünkü gerçekten büyümekten o kadar yoruldum ki hissetmek bir lüks olmuş gibi hissediyorum. Eğer fazla hissedersem acıyı da kaldıramayacağım için olmamış gibi davranıyorum farkında olmadan, bu şekilde büyüyorum: hissiz ve acımamak için geçmişi unutan bir hafıza ile.
Ama bir tarafım da , belki de içimdeki çocuk, dönüp baktığında ne kadar korkak ve boş bir hayat yaşamış olacak diye çok korkuyor . Arkadaşlık konusunda çok şanslıyım çok şükür , sadece; gezmemiş , okumamış, sevilmemiş, aşık olmamış biri olacağımdan korkuyorum . Tüm bu korkuları yaşayan bir korkak olarak büyüyorum , hadi hayırlısı...
https://youtu.be/pFptt7Cargc?si=bJOAPb514oC2SmkC
Yorumlar
Yorum Gönder