Bir zamanlar bir ev varmış bulutlarda. Her çeşit çocuğun, insanın ve yaşlının bulunduğu bu ev çok özelmiş. Öyle herkesin istediği gibi girebileceği bir yer değil , rüşvetle ve tanıdıklarınla geçebileceğin bir yer hiç değilmiş . Her insanın istediği bir dilek ne olursa olsun gerçek olurmuş burada ama sebebi bilinmese de insanların çoğu burada kalmayı dilermiş.
Sabahları ve akşamları çeşit çeşit yemek hazır olur, herkes düşünülürmüş. Orada yaşayan bazı gözlemci insanlar şartsız bedelsiz burada kalmalarına izin verdiklerini bir türlü kabullenemiyor, telaşeden rahatlığın keyfini çıkaramıyorlarmış. Merakla incelemeye başlamışlar etrafı.
Herkesin ‘ev’ diye adlandırdıkları bu yerde çalışan bazı insanlar da varmış . Onlar her zaman beyaz bir önlük giyer , yüzlerinde gülümseme eksik olmazmış. Her yaştan ,her cinsiyetten olan bu beyaz önlüklü insanlar ;istenilen her şeyi yapmayı çalışır, sevgi isteyen herkesi sever, değerli hissetmeleri için hediyeler alır , ağlayanları teselli eder sonra da uyumalarına yardım etmek için saçlarını okşarlarmış. Beyaz önlüklüler arasında hiç kaba biri, saygısızca davranan biri görülmemiş şimdiye kadar. Burada yaşayan insanlar , melek diye hitap ederlermiş beyaz önlüklü insanlara .
Tüm bu iyiliklerinin yanı sıra melekler dinlemekte çok iyiymiş. Herkesin yaşadıklarını, nelerden hoşlandıklarını, yapmak istediklerini , acılarını tek tek dinler, ilgiyle de cevap verirlermiş. Melekler bir gün çalışır sonraki iki gün dinlenirlermiş . Ama kimse bir gün bile yalnız bırakılmaz , farklı melekler hep hizmet etmeye gelirlermiş .
Az önce de bahsi geçen o şüpheci, zeki ve anlam veremeyen o insanlardan biri ; daha önce sorup cevap alamasa da dayanamamış ve beyaz önlüklü kadına tekrar sormaya karar vermiş . “ Ben neden buradayım, burası neresi , neden herkes burada bu kadar mutlu , sevdiğim nerede onu bulamıyorum ? “ diye sormuş. Beyaz önlüklü sarı saçlı kadın gözleri şaşkınlıktan biraz seğirse de gülümsemesini hiç bozmadan cevap vermiş : ne demek istediğinizi anlamadım efendim, size başka bir şekilde nasıl yardımcı olabilirim?
Soru soran insan acıyla gülümsemiş , birkaç kişiye de sorsa aldığı cevap hep aynıymış . Beyaz önlüklü insanın önünde rol yapıp, yalnız kalmak istediğine ikna etmiş .
Sonunda yalnız kalmayı başardığında odasındaki yatağa uzanmış ve gözlerini kapatarak düşünmeye başlamış . Neden böyle olduğunu ve neden böyle hissettiğini bilmiyormuş . Burada yaşayan herkes halinden memnun , mutlu ve de sağlıklı yaşarmış . Kendisi ise içinde hep bir sıkıntı hissedermiş, tam mutluyum diyeceği bir anda bile kalbine bir ağrı saplanır , gözlerinden istemsizce iki damla yaş süzülürmüş. Bedeni içi boş bir kabuk gibi gülmekten kıvrılırken kalbi acı içinde atarak ruhunu daraltırmış.
Neden böyle olduğunu anlamaya çalışan bu insan o sarı saçlı kadın meleği tekrar görmüş , bu sefer başka bir odadan çıkıyormuş. Kendi meleği odada yokken hemen o kadını takip etmeye başlamış . Bir yandan saklanmaya çalışıyor bir yandan da yetişmeye çalışıyormuş . Kadını izlerken bir odaya girdiğini görmüş ; odanın kapısında , etrafında hiçbir şey yazmıyormuş . Sessizce içeri girmiş ve şaşkınlıktan donakalmış.
İnsanların ‘melek’ diye adlandırdığı beyaz önlüklü iki insanı ağlarken ikisini de dinlerken görmüş . Beyaz önlüklüler her ne kadar insanları teselli edip , gülümsese de hiç ağlarken görülmemiş o da bu yüzden çökmüş kalmış. Beyaz önlüklülerin konuşmalarını anlayamıyormuş , az önce gördüğü sarı saçlı kadın da oradaymış .
Anlamak için sürünerek biraz daha yaklaşmış ve söylenilenlere şahit olmaya başlamış .
“ Ben artık bu işe devam edemiyorum, cezamı çekmeyi kabulleniyorum yeter ki kalbimdeki bu zinciri çözün.“ demiş burnunu çekerek ağlayan beyaz önlüklü adam.
Onun yanındaki ve biraz daha uzunca olan beyaz önlüklü adam bir sigara yakmış ve tepkisizce karşısındaki ağlayan adamı süzüyor, arada da duvardan gözlerini çekemiyormuş.
Ağlayan diğer kadın ise “ Gerçekten , yalvarıyorum. İstediğiniz kadar hapis yatacağım ya da emrettiğiniz her şeyi yapacağım . Yeter ki bana başka bir ceza verin, kalbim çok ağırlaşıyor. Lütfen , yalvarırım . “
Takip etmeye gelen insan kiminle konuştuklarını , ne hakkında konuştuklarını anlamasa da dinlemeye devam etmiş . Sarı saçlı kadının yüzünden bir maske çıktığını görmüş ve korku ile dinlemeye devam etmiş . Sarı saçlı kadının güler yüzü maske de kalmış ve gri bir surat ortaya çıkmış . Bunu gören adamın tüyleri diken diken olmuş, bir soğukluk kaplamış içini . Kolları ile kendini sararak merakla dinlemeye devam etmiş .
Ortaya çıkan gri suratlı kadın ağlayan beyaz önlüklülere soğuk ve küçümser bir bakış atmış: “ Tüm yaptıklarınıza rağmen halen daha bir talebiniz olabiliyor öyle mi?! Size en büyük ceza verildi ve bunun asla affı olmaz . Siz de benim gibi solup gidene kadar cezanızı çekmek zorundasınız. Daha fazla beni yormadan gözümün önünden kaybolun !” O kadar soğuk bir sesle söylemişti ki insan kaldığı yerde yeniden ürperdi.
Ağlayan adam titrek bir sesle konuştu:” Efendim , inanın anlamıyorum, bilmiyorum. Aklım ermiyor , neden buradayım, neden buradaki insanlara hizmet ediyorum , kalbim neden bu kadar acıyor ? En azından sebebini bileyim, lütfen . Bir gün onlara hizmet ettikten sonra iki gün büyük bir acı içinde kıvranarak buluyorum kendimi. O kadar acıyor ki, ateşten zincirlerle bağlıyım ama asla kurtulamıyorum. Yalvarırım anlatın bana .”
Soluk tenli kadın hıhladı ve sırıtma ile ekledi :” Zaten hep bu hadsizlikten ve sabırsızlıktan çıkıyor her şey. Anlasan da benim gibi solar ve daha fazla acı çekmeye başlarsın . Anladıkça kalbindeki zincir ağırlaşır , hizmet ettiğin insanlar senin canını daha da yakar tıpkı geçmişte senin yaptığın gibi... Anlatmamı istediğine emin misin ?”
Adam “ Evet, efendim . Ne olursa olsun sebebini bilmem daha iyi. “ dedi.
Kadın derin bir nefes çekti ve başladı :” Burası aslında gerçekte yok, burası şu an da yaşanmıyor , öbür dünya da değil. Farklı bir boyut , nasıl dediğini duyar gibiyim ama bende bilmiyorum. Hatırladığım her şey neden burada bu acıyı çekiyor olmamın nedeni. Bizim bu acıyı çekiyor olmamızın sebebi hak etmemiz . Bana öyle bakma , bu konuşmadan sonra sende anlayacaksın . Burası bir teselli Evreni, en azından biz gri renkliler öyle diyoruz . Hizmet ettiğimiz insanların hepsi suçsuz yere , güzel kalplerinden dolayı buradalar. Onlar genellikle uykudayken buraya gelirler bizde hizmet ederiz . “
Ağlamayı bırakan adam kaşlarını çatarak ve de kıpkırmızı bir suratla sordu:” Nedenmiş? Ben , biz ne yaptık da bunlara katlanmak zorundayız ? Ben hak etmiyorum bir kere ! Karşı çıkıyorum , gitmek istiyorum .”
Kadın devam etti: “ Vay canına , gerçekten suçlular hatalı olduklarını asla kabul etmiyor . Gerçi bende öyleydim ya... Acını çektikçe, hizmet ettikçe seninde kalbin insani olmaya başlayacak taş kalpli yaratık seni ! Şimdi bana bak , bana bir bak ! Bende aynı senin gibiydim ama sonra öğrendim ne kadar korkunç biri olduğumu . Tüm o hizmet ettiğin kişiler var ya , o insanların hayatını karartan , onları inciten , hayallerini yıkan , gülümsemelerini çalan sendin ! Anlıyor musun beni ? Tüm bunlar senin suçun ! Hizmet ettiğin hiçbir şeyden haberi olmayan o genç kız var ya; geçmişte sen onu taciz ettin , hayata küstürdün ,daha gencecikken ruhunu öldürdün . Peki ya o yaşlı amca; onun işini elinden çaldın, iftira attın ona . O adam torununa bir bilgisayar almak için o kadar çalışırken sen onun hırsız olduğu iftirasını attın, insanlara yaydın o adam şimdi torunun yüzüne bile bakamıyor utancından senin yüzünden . Kimse ona inanmıyor , o kadar yalnız ve çaresiz ki ancak burada nefes alabiliyor. Hani o minik erkek çocuğu var ya çok sağlıklı olan , aslında lösemi hastası diye dalga geçmiştin o çocukla . Gözlerinden yaşlar akarak sana anlatıyordu ya acılarını , senden destek istiyordu ama tüm o yaraları oluşturanın sen olduğundan bihaber. O burada acılarından arınırken senin çekmen gereken cezalar artıyor . Daha anlatayım mı ?! Yoksa hatırladın mı diğer insanlara yaptıklarını ? “
Adam inanamadı bunlara, nasıl olabilirdi şu an bu kadar iyi biriyken bunlar nasıl yaşanmış olabilirdi ki ? Ama iki gün acı içinde kıvranmasana başka bir sebep bulamıyor yine de inanmak istemiyordu . “Ama anlamıyorum ben şimdi nasıl böyleyim o zaman ? Nasıl gülümseyebiliyorum onlara ?”
Gri kadın cevapladı :” Çünkü hala fark edemeyecek, hatalarından ders çıkaramayacak kadar aptalsın . İnsanların hayatına getirdiğin yıkımlardan bihabersin . Sırf bu yüzden de kendini üste çıkarıyorsun zihninde. Hala kendini haklı görüyor ve o insanları küçümsüyor, kabullenmeyi reddediyorsun. Her seferinde hizmet etme ve acıdan kıvranma evresini yaşıyorsun. Senin gibiler yüzünden iyi kalpli insanlar her zaman acı çekiyor . Ama merak etme sen de burada cezasını çekiyorsun , çekeceksin ve grileşerek kül olana kadar yanmaya devam edecek kalbin . Tıpkı benim gibi ... “
Gri suratlı kadın çıkmak için arkasına döndüğünde dondu kaldı , tahmin etmeliydi ! Bu adam yine fark etmişti,yine buranın aslında bir çöplükten , bir hayalden ibaret olduğunu , var olmayan bir dünya olduğunu fark etmişti ... Çok üzülüyordu bu adama ,çok acı çekmişti bu adam . Uyurken bile devam ediyordu acı çekmeye ... Teselli Evren’inde bile teselli bulamayan o insanlardandı. Biraz sonra bayılacak, her şeyi unutacak ve acı içindeki hayatına geri dönecekti.
Gri suratlı kadınla yüz yüze gelen insan ise olduğu yerde kalakalmıştı. Vücudu hastalıklı gibi titriyor, gözlerinden yaşlar boşalıyor , ateşten yanıyordu. Zihni ise yavaş yavaş uyuşmaya başlamıştı. Bilincini kaybediyordu , bulanıklaşıyordu etraf.
Ve adam gözlerini korkunç bir baş ağrısı ile açmıştı , saçma ama hatırlamadığı bir rüya görmüş ve bunlar yetmemiş gibi bir de vücudu tutulmuştu. İnleyerek kalktı yatağından, dağınık ve kırık eşyalar içindeki odasını inceledi biraz . Sonra bir bardak su içmek için mutfağa geçti . Mutfak evindeki her yerden biraz daha yaşanılabilir kabul edilebilirdi çünkü burada onun fotoğrafları vardı , onun, kendi canından çok sevdiği o kadının, bu dünyaya gözlerini yuman o kadının. İki hafta olmuştu o gideli ve ruhu öleli. Çocukluğundan beri var olan yalnızlığını bir tek insan iyileştirmişti, yaşadığını hissettirmiş, ümitsizlikten kurtulduğunu hissettirmişti ama o gidince cehenneme dönmüştü dünya . Aldığı nefes işkence , içtiği su boğazını delip geçen bir mermi . O kadını elinden alan insanlara , onun yüzünü solduran insanlara lanet etti , saldırdığı insanları hatırladı, küfürler ederek kendini alkole verdiği anlar canlandı zihninde .
Diğer insanlara kızgındı evet ama en çok kendine kızgındı. Onu görmediği için, her gün giderek solduğunu fark etmediği için,yanında olamadığı için kendine kızgındı. Ellerinden kayıp gitmesine izin verdiği için , banyoda kırmızıya boyanmış bir şekilde onu bulduğu için kendisinden nefret ediyordu . Bembeyaz kalan soğuk vücudunu kucaklayıp koşarken hala geç olmadığını düşünüyordu, geç kalmadığını inkar ediyordu . Ama doktorlar çok geç olduğunu söylemiş, öldüğünü inanmasını bekliyorlardı. Yapamazdı ki ... Gerçek olamazdı bir tanecik meleği, hayatı , her şeyi gitmiş olamazdı. Onu böyle bir yerde ıssız ve yapayalnız bırakamazdı . Hem neden gitsindi ki ? Onlar birbiri olmadan yaşayamaz, hayatın zorluklarına katlanamazlardı . Onu bu kadar zorlayan ne olmuştu , bu yaşına kadar dayandıktan sonra ne koparmıştı onu dünyadan ?
İnsanlar hayata tutunduğu ipleri teker teker koparmıştı zaten çocukluğundan beri. İkisi de gözlerini bir yetimhanede açmış, çektiği zorluklarla bu yaşlarına gelebilmişti tam hayat güzelleşmişti ki .... neden ... bitmişti artık .
Gözlerindeki yaşları zorla sildi genç adam , elleri titreyerek arabanın anahtarlarını aldı ve arabaya doğru yola koyuldu . Arabaya bindi ve nereye gideceğini bilmeden sürmeye devam etti . Gözleri yaşlıyken , etraf bulanıkken bir tane bile insan görmeyene kadar sürdü . Arabadan emin adımlarla indi ve onun gözlerine çok benzeyen gökyüzüne baktı ,parlak bulutsuz bir gökyüzü ve capcanlı mavi gözler. Kokusu burnunda ve gülüşü kulaklarında gözlerini kapadı . Ona doğru yürürken buldu kendini , beyazlar içinde oraya gelmesini istiyordu . O isterdi de gitmez miydi hiç ? O gülümserdi de reddedebilir miydi hiç ? Tam sarılacaktı ki kayboldu biriciği ve kendini havada buldu . Sanki kollarından kuşlar tutuyordu da ona doğru yol alıyordu . Yaşlı gözlerini son bir kez kapattı, onun gözlerine açmak ümidiyle ...
Bu genç adam ayrıldı dünyadan. Oysa daha sevdiğinin ona yazdığı mektubu okumadan , arkadaşlarını düşünmeden, yazmak istediği o kitabı yazamadan, insanlara hesap sormadan , ailesini bir kez bile tanıyamadan ve neden gittiğini ona soramadan... Bitmişti işte . Ömrü boyunca dayanmıştı dünyanın adaletsizliğine gerisine de diğer iyi insanlar katlansındı , o üstüne düşen payı ödemişti fazlasıyla .
Hiçbir affı olmayan, teselli edilemeyen , çaresizlikle boğuşan bir sürü insan var bu dünyada. Tüm bu suçları işleyenler yaptıklarının karşılığını alırlar mı , cezalarını çekerler mi , Teselli Evreni gerçekten var mı biz bilemeyiz. Lakin var olmasını dileriz , en azından iyi insanlar belki biraz bile olsa ümit bulsun , hak ettikleri gibi sevilsin ve yaşama tutunsun diye .
Çok fazla iyi insan ayrıldı bu dünyadan . Yürekleri kaldırmadı bu dünyanın pisliğini ve insanlığın ikiyüzlülüğünü . Asıl yaşaması gerekenler ayrıldı bu dünyadan . Geride ise kendi pisliğinde boğulan toplumlar ve dayanmaya çalışan birkaç iyi insan kaldı. Aralarında hala umutlu olanlar var, değişimi getirmeye çalışan , fark ettirmeye çalışan . Ve aralarında bazıları var ki yapayalnız , anlaşılamamanın verdiği acı içinde tutuşan , ölümü bekleyen .
Ayrılanlar ve de halen yaşayanlar umarız ki bulunduğunuz yerde asla üşümez, yalnız hissetmez ve de doyasıya sevilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder