yaşamaya devam ediyorum işte

 Sevilmek için çırpınan bir kalbe sahip olmak . Son zamanlarda  bir bunu düşünüyor bir yandan etrafımda sevgi olarak adlandırılan eylemleri düşünüyorum. Bu eylemler sevmek olarak adlandırılıyordu ama ben neden öyle hissedemiyorum , bir fikrim yok . 

Birinin yokluğunu bu kadar derinden hissetmek hiç tahmin edemeyeceğim bir şeymiş. Onunla konuşmasak bile bir kere gördüğümde, bir kere sarılıp sesini duyduğumda bu kadar etki ettiğini ve beni bu  kadar rahatlattığından bir habermişim . 

Zorlanıyorum, hem de derinden bir farkındalıkla bu sefer. Bu farkındalık her zaman ki savunma mekanizmam olan kaçmamı engelliyor . Kaçamıyorum . Kaçamıyorum çünkü gidebilecek biri’m yok . Kaçamıyorum çünkü görebiliyorum . Her saniye akıp giden saniyeler , etrafımdaki kalabalık , kimseden yardım almak istememem ama yine de karnı acıkan ben . Utançla boynunu eğen ben .

Kimselere anlatamıyorum çünkü o yok. O’nun olmayışını da o’na anlatamam ya . 

Maskemde bulunan boşluklar teker teker kapanıyor , boğuluyorum. 

Aslında o’nun da beni çok sevmediğini fark ediyorum bugün ama olsun en azından o biraz da olsa beni seviyor .  

Kendimi bayadır bu kadar yalnız hissetmediğimin farkına varıyorum . Ne kadar da kolay sıcaklığa alışmak, bir mum alevi kadar titrek olsa bile . Işığı bile yeter canım, en kötüsünden . 

Aptal olmak ve tuhaf olmak hoşuma gitmiyor. İçimde ki aç gözlü hep daha fazlasını istiyor. O bazı şeyleri bilmiyor , tuhaf tarafım da  bazı şeyleri bilmiyor.  Üçüncüsü ise saklandığı o odadan fikrini söyleyebilmek için bile çıkamıyor. 

Bende çevremden soyutlanışın katkısı ile sırayla birinden diğerine bürünüyorum. İnsanlar ile etkileşimim bittikten sonra , onlara ihtiyacı olan şeyleri verdikten sonra o üçüyle kavga ederken buluyorum  kendimi. Şunu da söyleyebilirdin, neden gözlerini kaçırdın ki , aslında öyle demek istememiştim, yanlış anlar mı ki ... 

Garip , hala daha insanların sevgisi için uğraşıyor olduğumu fark etmek. Ama  maalesef ben uğraşmazsam kimse benim yanımda bulunmayı dahi düşünmüyor. Onları da anlayabiliyorum böyle çirkin, aptal birini kim sever ki ...

Hızla geçen günlere uyum sağlamaya çalışan bedenim ve görevlerim, bebek adımlarıyla ilerleyen zihnimin çok önünden gidiyorlardı . Yorulmuş ben ise saniyelerin akıp gitmesine donuklukla  izin veriyordum . 

Kendimi teselli etmeye, yaşamaya devam ettiğime inandırmaya çalışıyorum. 










Yorumlar