Duygular doğada saklı gibi.
Yağmurun yağması , şelalerin ve akarsuların akması ; gözlerimizde kurumak bilmeyen , dinmeyen gözyaşları gibi...
Gizli bir hüzün var havada.
Kimi zaman şekerini düşüren çocuğun ağlama sesi , kimi zaman babasını yeni kaybeden genç bir adamın sessiz çığlıkları , kimi zaman şiddet görmüş bir köpeğin acı dolu iniltileri...
Sahi, doğa en çok hüznü barındırmıyor mu ?
Akıllı diye geçindiğimiz halde doğaya en çok zarar veren biz değil miyiz? Sanki doğada var olan hüznü, kendi haklı ya da haksız hüznümüz ile daha da arttırmıyor muyuz ?
Doğa bize kızgın ama en çokta kırgın. Teknoloji gelişmiş, hayat kolaylaşmış; intihar oranı, ahlaksızlıklar artmış. Bu nasıl bir ironidir? Bu nasıl bir ters orantıdır?
Neden gelişmeye başladığımız halde birbirimizi daha da hüzne boğuyoruz ?

Yorumlar
Yorum Gönder